Bu Gönderiyi Paylaş

Ne diyorum ben / Öne çıkanlar / Yazılar

1 Mayıs 1996

1 Mayıs 1996

1 Mayıs 1996’nın bende farklı bir yeri vardır. Gerçi sadece benim için değil telsizini açık unuttuğu için kimliği ortaya çıkan ve linç edilen sivil polis memuru, onu izleyen mesai arkadaşları ve çıkan anarşi olayları sonrası toplamda 1,5 Milyon Dolarlık zarara uğrayan Kadıköy esnafı için de en unutulmaz 1 Mayıs olduğu söylenebilir.

1mays1996

Benim için o yıllardaki en büyük keyif biriktirdiğim 3-5 kuruş ile IBM marka 486 SX-25 işlemcili bilgisayarıma oyun almaktı. Tabi 90’ların ortasında CD gibi modern(!) depolama birimleri bize uzak şeyler olduğu için elimizde 1.44” Flopy Diskler, Kadıköy’de yer edinmiş bilgisayar ve Amiga oyunu satan dükkanlara gidilir, resimli oyun klasörlerinden resimleri güzel bir oyun beğenilir ve disketlere çekilmesi beklenirdi.

IBM_486SX

Kopya mı? Tabi ki kopya! O zaman orijinal oyunların gerçekte nasıl satıldığı hakkında en son fikri olacak adamlardan biriydim herhalde.

Kurban Bayramı yeni bitmiş, harçlıklar toplanmış, elde 20 adet Flopy Disk atladım Kadıköy-Sirkeci vapuruna. Heybeliada’dan Kadıköy arası o zamanlar yaklaşık 1 saat 15 dakika civarı tutuyordu. Gemi adalar üzerinden gittiği için önce Burgazada sonra Kınalıada’a uğruyor bu da süreyi uzatıyordu. Kaldı ki bu düzen hala devam ediyor 🙂 Cep telefonunun, mobil internetin olmadığı, taşınabilir oyun konsoluna sahip olanların parmak ile gösterildiği yıllarda oyun tutkunu biri için 1 saatlik yolculuğun nasıl ızdırap dolu geçtiğini tahmin etmek zor olmasa gerek.

Geminin Kadıköy iskelesine yanaşmasına 10 dakika kala attım kendimi halat mahaline. Sabırsızlık içinde geminin iskeleye yanaşmasını beklerken bir yandan da sahilde toplanmış kalabalığa ve uçuşan helikopterlere bakıyorum. Kurban Bayramı bitmemiş miydi? Bu neyin kutlaması veya şenliği olabilirdi ki? (Gerçekle yüzleşmem uzun sürmedi.)

İskele çıkışında ellerindeki tahta silahları umuzlarında atmış, asker gibi tek düzen olmuş ve yürüyüş hazırlığına geçen grup, pek te bir şeyleri kutluyor veya kutlayacakmış gibi görünmüyordu. Özellikle Yazıcıoğlu Hanına giden yol önünde kurulu panzer barikatını aşmama izin vermeyen polisler, şaşkınlığımı 2-3 kat arttırmıştı.

Polisler Yazıcıoğlu Hanı’nı neden kapatmışlardı ki? Şimdi onlar yüzünden uzak olduğu için genelde dersane çıkışında uğramayı tercih ettiğim yere doğru uzun bir yol yürümek zorunda kalacağım.

Bahariye caddesine doğru yürürken anayoldan aşağı inen grup, şu ana kadar gördüklerimden çok daha garipti. Bu kadar insanı daha önce bir arada görmemiş olmam bir yana üzerlerinde beyaz renkte kefen benzeri elbiseleri, ellerindeki balyozları ağır ağır sallayarak dev grubun önünde yürüyen gençler beni öyle bir etkilemişler ki daha dün gibi hatırlıyorum.

1 Mayıs’ta ne kutlandığını bilmeyen, grubun ne için orada olduğundan en ufak bir fikri olmayan 14 yaşındaki bir ergen olarak polis ve panzer araçları ile dolu Bahariye Caddesinden yukarıya doğru yürürken; ufak bir endişe duymak bir yana aklımdaki tek şey REXX sineması yakınlarında yer alan ve oyun çektirebileceğim favori satıcımın açık olup olmadığıydı. Ya açık değil ise?

Korktuğum şey olmadı; koltuğa oturdum, oyun resimleri ve numaralarla dolu klasörü kucağıma aldım ve büyük bir keyif ile seçtim oyunları. Oyunlar disketlere çekilirken – “Senin bugün ne işin var burada, çok karışacak ortam erkenden eve git.” uyarısında bulunan dükkan sahibi bile keyfimi kaçıramadı. Ne olabilirdi ki? Hem o arkadaki oyun  minik adam ve araçları yönettikleri oyun neydi? Sarı kafalı adamları bir binaya soktu ve baya sevindi. Konuşmalarından anladığım kadarı ile arkadaşına karşı oynuyor. (Command & Conquer)

Bahariye Caddesin’den aşağı Bostancı Dolmuşlarının kalktığı durağa doğru ilerlerken yerde oturan baştan aşağı zırhlanmış polislerin, komiserlerinin komutuyla seri bir şekilde ayağa kalması ve ellerindeki kalın büyük sopaları (Jop değil bildiğimiz odun :)) yere vurarak ses yapmaya başlamaları! işte şimdi korkmuştum.

Bir şeyler olacaktı hem de kötü şeyler ve oradan uzaklaşmam lazımdı. Yanına yaklaştığım polislerden birine dolmuş yolu güvenli mi gidebilir miyim diye sordum. Kaç buradan demesi ve o anki heyecanım hala dün gibi 🙂

Gösterdiği yol Salı Pazarına doğru gidiyordu. Seri adımlarla yürümeye başladım ama bu çözüm olacak mıydı? Buradan önce Bostancı’a sonra adaya nasıl dönecektim?

Şansımı denemeye kadar verdim ve dönüp dolmuş durağına gittim. Dolmuşa binip, adaya gidişim sırasında hiç bir şey yoktu. Her şey o kadar normaldi ki yine oyun hayallerine daldım. Acaba çalışacaklar mıydı? Malum 1.44” Flopy Disklere güven olmaz. Ya çalışmazlarsa?


04_20_35_web

Gemiden inip Heybeliada sahiline ayak bastığımda Annem ve Babamın beni karşılamasına çok şaşırmıştım. Sonradan anladım ki kıl payı kargaşadan kurtulmuşum, ben oynayacağım oyunların hayali ile ev yolundayken ortam birbirine girmiş. Polis müdehalesi yetersiz olunca eylemciler Kadıköy’ü dümdüz etmişler. Bir çok kişi yaralanmış, suçlu suçsuz birbirine karışmış.

Oyunlar mı? 20 diskete toplam 5 oyun çektirmiştim. Sadece 1 tanesi çalıştı, herhalde daha üzücü başka bir şey olamazdı değil mi? Gel de 1 Mayıs 1996 tarihini unut şimdi.

 

Bu Gönderiyi Paylaş

9 Yorum

  1. Bu yazıyı okuyunca duygulandım benimde ilk bilgisayar alma hayalleri kurarken o anki duyguları hissettim

    Cevapla
  2. Değişik bir anı olmuş.

    Cevapla
  3. Aaahhhh o floppy diskler az cektirmediler…!

    Cevapla
  4. Ne bilgisayar aşkıymış sendeki abi. :)Güzel bir anı bizimle paylaştığın için teşekkür ederim.

    Cevapla
  5. Aman ne güzel , ne gerekli bir anı! Te allam..

    Cevapla
  6. Ben ateri kasetleri ile büyüdüm mesut abi. Aldığım kasetler genelde tek oyunluk olurdu pahalıydılar biraz ama olsun 🙂 100000 in 1 ler hep keyfimi kaçırırdı. Disket heyecanını okulda öğretmenimin verdiği ödevler ile yaşadım. Ödev yapmayı sevmeyen ben, hocam dönem ödevi versin de diskete kaydedip ulaştırayım diye beklentiye girerdim.

    Cevapla
  7. eline sağlık abi flopy diskler duygulandırdı 😀

    Cevapla
  8. Vay be bir zamanlar ilk bilgisayarım 2000’lerde Celeron vardı şimdi ise i3 – i5 – i7 var. Aradan geçen zamanda ne kadar çabuk teknoloji hızla ilerledi.

    Cevapla
  9. Vay anasını, adam 1996’da 14 yaşındaymış ya, la. Ben o zamanlar daha 4 yaşındaydım ve ilk PC’mi de 2007 yılında aldım. 🙁 Ve şimdiye kadar oynadığım oyun sayısı gerek unutkanlıktan gerekse “oyunları anlamam, İngilizce öğrenince oynayacam”, “oyunları full açacak PC’m olunca oynayacam” takıntısından dolayı iki elin on parmağını geçmez. Şimdi oyunları full açacak bir PC’m var(tabii 2011-2012 oyunları için geçerli. Sistemim 2011 yılında dizildi çünkü, 5500 TL’ye aldım. i5 2500K, HD 6970, 8 GB 1600 MHz Ram) GTA 3’ü bile oynayamadım, sırf unuttuğum için. Ama liste yaptım. Obsesif Kompulsif Bozukluktan ve konsantrasyon eksikliğinden tamamen kurtulunca DOS’tan itibaren başlayarak piyasadaki PS1, PS2, PS3, PS4, PC, XBox 360 ve XBox One oyunlarını oynamayı düşünüyorum. + olarak el konsolların da oyunlarını oynamayı düşünüyorum. Ve her oyunun en üst sürümünü kutulu olarak satın almayı düşünüyorum.

    La, kan gövdeyi götürecek, adam hâlâ alacağı oyunları düşünüyor. 😀 Şuraya bir “muhaha.gif” iyi giderdi. 😀

    Cevapla

Yorum Gönder

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.